500 yıldır bekleyen ÇILGIN PROJE

Çarşamba, Şubat 22, 2012 20:27

Kanuni Sultan Süleyman döneminde İstanbul Boğazı güzergahına alternatif olarak geliştirilen Sakarya Nehri Ulaşım Projesi, yaklaşık 500 yıldır hayata geçirilmeyi bekliyor.

Tarihi kaynaklara göre, Sokullu Mehmed Paşa tarafından hazırlanan Sakarya Nehri, Sapanca Gölü ve İzmit Körfezi’ni birleştirmeyi hedefleyen proje, ticaretin geliştirilmesi ve nakliyenin ucuz yolla sağlanması hedeflenmiş. Sakarya, Kocaeli, Bilecik, Eskişehir ve Bolu illerini kapsayan bölgede, Sakarya Nehri üzerinden taşımacılık yapılmasını planlanan projeyle Sapanca Gölü’nün yanında açılacak yapay bir kanal aracılığıyla da Karadeniz’den Marmara’ya ulaşılabilmesi planlanmış.

Fizibilite çalışmalarını Mimar Sinan’ın yaptığı proje, Sapanca’dan İzmit Körfezi’ne kadar olan bölgenin tüm etüt planlarını çıkarılmasına rağmen çeşitli nedenlerden ötürü hayata geçirilememiş. Sultan 3. Murad tarafından yeniden gündeme alınan proje, Sultan 4. Mehmed, Sultan 3. Mustafa, Sultan 2. Mahmud, Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz dönemlerinde de tekrar gündeme getirilmesine rağmen hayata geçirilemediği biliniyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nun ardından da çeşitli yıllarda gündeme gelen projeyle ilgili en son Sakarya Valiliği tarafından Sakarya Üniversitesine bir fizibilite çalışması yaptırıldı. Fizibilite çalışmaları için 30 milyar lira harcama yapılan proje, 1999 Marmara Depremi’nin ardından tekrar rafa kaldırıldı.

“Osmanlı döneminde 7 kez hayata geçirilmeye çalışılmış”

Projeyle ilgili son fizibilite çalışmasını yapan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necati Ağıralioğlu, projenin hayata geçirilmesinin hala mümkün olduğunu anlattı.

Ağıralioğlu, proje kapsamında iki ayrı rapor hazırladıklarını belirterek, “Baktığınız zaman Karasu’dan Adapazarı’na kadar su yatağının hazır olduğunu görürsünüz. Çünkü barajlar yapılmış, yapılınca da su epeyce kendi yatağını genişletmiş. Zaten 1960 yılına kadar nehir üzerinden Karasu ve Adapazarı arasında taşımacılık yapılıyordu” dedi.

Bölgenin proje için müsait olduğunu ifade eden Ağıralioğlu, Adapazarı’nın düz bir alanda bulunduğuna işaret ederek projenin önünde büyük bir engel olmadığına dikkat çekti.

Ağıralioğlu, projenin önemine vurgu yaparak, “Osmanlı Dönemi’nde 7 kez hayata geçirilmeye çalışılmış. Burada, Osmanlı’nın amacı Sakarya Nehri’ni İzmit Körfezi’ne akıtmak. Biraz daha farklı olay. Şimdi Sakarya Nehri, Arifiye’de Sapanca Gölü’ne oldukça yaklaşıyor. Eskiden de buraya aktığı yorumu var. İncelemelerde de durum böyle yani. Daha sonra Sapanca Gölü’nden İzmit Körfezi’ne kanal açılarak güzergah hazırlanacaktı” diye konuştu.
Projenin verimli ve çok ucuz olduğunu ifade eden Ağıralioğlu, proje kapsamında Sapanca Gölü’nü kirletmeyecek şekilde nehrin geçişinin sağlanacağını dile getirdi.

Ağıralioğlu, değişik güzergahlardan da geçişin sağlanabileceğine dikkati çekerek, “Çark Suyu’na bağlanarak Kazımpaşa’nın batılarından İzmit Körfezi’ne gelmek mümkün. Yani Sapanca’ya uğramadan Kandıra yolu takip edilerek çukurca yerler var, oralardan geçiş sağlanabilir. Kıvrımları kaldırılmazsa nehir güzergahı 140 kilometre. Şimdi bu kıvrımlar kanallarla düzeltilirse biraz mesafe düşer. Böylece gemiler daha hızlı geçer ve mesafe kısalır” ifadesini kullandı.
Proje maliyetinin pahalı olmadığını ileri süren Ağıralioğlu, şöyle konuştu:

“Bu projenin maliyeti çok ucuz. İstanbul Kanal Projesi’nin yarısı bile değil yani. 1 milyar dolar bile tutmaz buranın maliyeti. Sadece Sapanca-İzmit arasındaki bölge nedeniyle maliyet artabilir. Nehir yatağının genişliği yeterli durumda zaten. Neredeyse yatak hazır durumda. Engel köprüler ortadan kaldırılırsa Adapazarı’na kadar rahatlıkla gelinebilir. Artık bu proje kaçınılmaz bir hal aldı. İstanbul’un yükü çok fazla oldu.”

“Böyle bir projeye çok ihtiyaç var”

Proje üzerinde çeşitli çalışmalar yapan Sakarya Üniversitesi (SAÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Rıfat Akbıyıklı da projenin hayata geçirilmesinin önemini aktardı.

Akbıyıklı, projenin ticari yönünün çok güçlü olduğunu ifade ederek, “İstanbul’un doğusunda yer alan sanayinin ve endüstrinin geliştiği illerin bulunduğu bir bölge. Bölgenin gelişmesiyle bu tür bir taşımacılığın ihtiyacı günümüzde dahi hissedilebiliyor” dedi.

Türkiye’de yalnızca İstanbul Boğazı’nın su yolu olarak kullanıldığını belirten Akbıyıklı, güzergahın dar olması nedeniyle kazalar yaşandığını aktardı.

Akbıyıklı, proje sayesinde İstanbul’un yükünün hafifletebilineceğine işaret ederek, “Böyle bir projeye çok ihtiyaç var. Ancak yeteri kadar özen gösterilemedi. Biz hala konu üzerinde ciddiyetle duruyoruz. Projenin bazı potansiyel faydaları var. Bu şekilde kişi başına düşen milli gelir ve vergi gelirlerinde artış sağlanabilir. Projenin hayata geçirilmesiyle Rusya ve Ukrayna başta olmak üzere Türk Cumhuriyetlerine ulaşabilmek daha kolay olur” şeklinde konuştu.
Türkiye’de nehir taşımacılığın geri planda bulunduğuna vurgu yapan Akbıyıklı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Türkiye’de toplam yurt içi yüklerin yüzde 84,5′i karayoluyla, yüzde 6,8′i demiryoluyla, yüzde 2,2′si boru hattıyla, yüzde 6,5′i denizyoluyla taşınmaktadır. Türkiye, yurt içi taşımacılıkta su yollarını kullanma konusunda birçok ülkenin gerisinde bulunmaktadır. Avrupa şartlarında 100 tonluk yükün bir kilometre için taşınma bedeli de su yolunda dahaucuz. Ayrıca nehir taşımacılığıyla enerji üretimi faydaları hesap edilerek tesisten bir yılda toplam 52 milyon 808 bin dolar fayda sağlanacağı hesaplanmıştır.

AK Parti ve cemaat ittifakı ”donduruldu” !

Çarşamba, Şubat 22, 2012 20:19

Star gazetesinde yazan hükümete yakın gazeteci/yazar Fehmi Koru, canlı yayında Ak Parti & Cemaat ittifakı bitti iddialarını yorumladı.

Habertürk TV ekranlarında yayınlanan ve Pelin Çift’in sunduğu Yazı İşleri programına konuk olan Star Gazetesi yazarı Fehmi Koru, Ak Parti ve Cemaat arasında yaşandığı iddia edilen MİT krizini değerlendirdi.

Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu’nun “AK Parti ve Cemaat arasında ittifak bitti” yorumuna katılmadığını ifade eden koru ilişkilerin ve ittifakın dondurulduğunu savundu.

Koru şunları söyledi:

“Bu tür ittifaklar belirli amaçlar içindir. Seçimlere kadardır mesela. Ama hiç bir zaman parti onun hizmet alanına girmez, tersi de öyle. Eğer müdahale eder hale geldilerse bu işte yanlışlık vardır. Cemaat siyaseti belirtmek istiyorlarsa bu ittifak dışı bir durumdur.

Bu ittifak burada tersine çalışmıştır. Eğer bu son görüntüye karşılıklı konulan teşhisler doğruysa; o taktirde derin dondurucuya kaldırılmış ama asla bozulmamış bir ittifak söz konusudur. Yani bir ittifak varsa ise bu ittifak şu anda derin dondurucu içerisinde…

Aysal’dan Aziz Yıldırım’a Sert Cevap

Çarşamba, Şubat 22, 2012 20:09
Sohbet Odaları Yazı kategorisi Genel

Galatasaray Kulübü Başkanı Ünal Aysal, Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın açıklamalarına yanıt verdi. Sarı-kırmızılı kulübün resmi internet sitesinde yer alan açıklama şu şekilde:

“Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sayın Aziz Yıldırım; bugüne kadar gerek soruşturma aşamasında, gerekse adli makamlara intikalinden sonra bu davanın hukuki sonuçlarını etkileyebilecek en küçük bir imâda dahi bulunmaktan kaçındım, kaçındık. Olayın Galatasaray’ı ilgilendiren yegane boyutu ve tüm çabalarımız, bu konuda karar alması gereken özerk kurumların gecikmeleri durumunda Galatasaray ve Türk takımlarının bir zarar görmesi tehlikesine karşı ilgili mercileri uyarmaktan ibaret oldu.

Hatırlamanız gerekir, 3 Temmuz’dan 24 saat sonra yaptığımız açıklamada tüm Galatasaray camiasından rekabet duyguları içinde hareket etmemelerini ve soğukkanlılıklarını muhafaza etmelerini özellikle rica etmiştim. Bunu spor anlayışımın gereği olduğu kadar toplumsal aşırılıkları önceden engellemek ve meseleyi tırmandırıp nefret duygularının tırmanmamasını sağlamak için yaptım. Sayın Yıldırım, sizin başkan olarak temsil ettiğiniz kurum bir spor kulübü, herhangi bir şirket değil. Dolayısıyla sadece yargı kurumlarına ve ceza yasalarına tâbi değilsiniz. Ülke içinde Tff ve uluslararası alanda UEFA ve FIFA kurallarına tâbisiniz. Eğer bir spor kulübü değil de, bir özel şirket söz konusu olsaydı sportif kararlar için davanın sonunu beklemek en doğal hakkınız olurdu.

Ama ne yazık ki taşıdığınız sıfat, temsil ettiğiniz kurumun başka sorumlulukları ve futbol dünyasının başka kuralları var. Belirtmeliyim ki, savunmanızın size yapılan itham ve suçlamalar üzerine kurulmuş olmasını beklerdim ve emin olunuz bu iddiaların haksız olduğunu teker teker kanıtlamanız bir spor adamı olarak beni sadece sevindirirdi. Ne yazık ki, daha ilk günden itibaren yanlış bir yol izlemektesiniz. Galatasaray başta olmak üzere başka kulüpleri de suçluymuş gibi gösterme çabalarınız, hukuk bilgime dayanarak söylüyorum, sizi de, kurumunuzu da temize çıkarmaz. Üstelik spor dünyamız açısından tam da engellemek istediğim o nefret duygularını pekiştirir.

Başarıya ne denli tutkulu bir insan olduğunuzu tahmin edebiliyorum. Ama kurumlarımızın başarısının ötesinde topluma karşı önemli sorumluluklarımız var ve bu yönde çağdaş değerleri benimsemiş olmamız gerekir. Bu açıdan kendinizi kurtarmak için bile olsa 107 senelik şerefli tarihimize dil uzatarak ve mesnetsiz iftiralarla “leke bulaştırma” yönteminin size hiçbir faydası olmayacağı gibi son derece tehlikeli neticeler doğuracağını özellikle hatırlatmak isterim. Sayın Yıldırım, sizi destekleyen saf ve temiz taraftarlarınız, etkinizdeki bazı medya mensupları ne denli alet olurlarsa olsunlar, bizlerin görevi onları kullanıp başkalarına çamur atarak futbolumuzu daha da kirletmek değil, temize çıkması için gayret sarfetmektir. Suçsuzluğunuzu kanıtlayıp bir an önce özgürlüğünüze kavuşmanızı dilerim

İntibak Yasası Kabul Edildi

Çarşamba, Şubat 22, 2012 20:08
Sohbet Odaları Yazı kategorisi Genel

İntibak yasa tasarısı komisyondan geçti. Tasarıya önergeyle eklenen bir maddeyle, ilaçtan alınan katkı payında değişiklik yapılarak yüzde 10-20 arasında uygulanan oran, yüzde 1-20′ye çekildi.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, 2000 yılından öncesindeki emekli aylıklarında yaşanan farklılığı gidermeyi amaçlayan İntibak Yasa Tasarısı kabul edildi.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunda Değişiklik Yapan Kanun Tasarısı, 2000 yılı sonrası gösterge esaslı sistemden, gelişme hızından pay alınan bir sisteme geçilmesiyle gelişme hızından pay alamayan emeklilerin intibakını düzenliyor.

İntibak düzenlemesinden emeklinin yanı sıra malullük ve ölüm aylığı alan kişiler de yararlanacak.

2000 yılı öncesinde gösterge sistemine göre bağlanan malullük, yaşlılık ve ölüm aylıkları ile bu tarihten önce malullük veya yaşlılık aylığı almakta iken bu tarihten sonra ölen sigortalıların ölüm aylıkları, asgari aylık kontrolü yapılmaksızın, gayrisafi yurtiçi hasıla sabit fiyatlarla, gelişme hızı kullanılarak yeniden hesaplanacak.

Aylıklar, Aralık 1999′da yürürlükteki gösterge ve üst gösterge tablosundan sigortalı için belirlenen mevcut gösterge rakamı ile aynı dönemde yürürlükte bulunan memur aylık katsayısı esas alınarak hesaplanacak.

MALULLÜK AYLIĞI

Malullük aylığında; gösterge tablosundan aylık hesaplanan için yüzde 60, sigortalının, başkasının bakıma muhtaç olması halinde yüzde 70, üst gösterge tablosundan aylık hesaplanan için ise Aralık 1999′da yürürlükte bulunan ve gösterge rakamına göre yüzde 59,9 ile yüzde 50 arasında belirlenen taban aylık bağlama oranı esas alınacak.

Yaşlılık ve ölüm aylıklarında; gösterge tablosundan aylık hesaplanan için yüzde 60, üst gösterge tablosundan aylık hesaplanan için ise Aralık 1999′ta yürürlükte bulunan ve gösterge rakamına göre yüzde 59,9 ile yüzde 50 arasında belirlenen taban aylık bağlama oranı baz alınacak.

Bu şekilde belirlenen taban aylık bağlama oranları, sigortalının tahsis talep tarihi veya ölüm itibariyle kadın ise 50, erkek ise 55 yaşından sonra doldurduğu her tam yaş için ve 5 bin günden fazla ödediği her 240 günlük malullük, yaşlık ve ölüm sigortaları primi için 1′er artırılacak.

Malullük, yaşlılık ve ölüm aylığının aylık bağlama oranı yüzde 85′ten fazla olamayacak.

Sigortalının, Aralık 1999 ödeme dönemi itibariyle aylığı, belirtilen gösterge rakamı, memur aylık katsayısı ve aylık bağlama oranının çarpımıyla belirlenecek.

Hesaplanan aylık tutarı, yüzde 5,9 oranında artırılarak Ocak 2000′e, 2000 yılı Ocak ayı için bu şekilde hesaplanan aylık tutar ise 7,13326594120697 çarpanı kullanılarak Ocak 2008′e taşınacak. Bu şekilde hesaplanan aylık tutarı da Ocak 2008′den başlayarak Ocak 2013 dönemine kadar, sigortalılara ödenen aylıklara uygulanan aylık artışlarıyla yükseltilecek

Hesaplanan aylık tutarın, sigortalı veya hak sahiplerine Ocak 2013 döneminde ödenen aylık tutarın altında kalması halinde mevcut aylıklar ödenmeye devam edecek. Hesaplanan aylıklar için geriye dönük herhangi bir ödeme yapılmayacak.

Sözleşme aylıklarını 2000 yılı Ocak ayı başından sonra borçlanma yapmak suretiyle tam aylığa yükseltenler ile devir alınacak sandıklardan aylık alanlara, devir tarihinden sonra intibak hükümleri uygulanmayacak.

Tasarı, 1 Nisan-30 Haziran 2002 döneminde yürürlükte bulunan gelir basamakları esas alınarak hesaplanan aylıkların, aynı gelir basamakları üzerinden yeniden hesaplanması ve oluşan olumsuzluğun giderilmesini de amaçlıyor.

İLAÇTA KATKI PAYI DÜŞÜYOR

Tasarıya önergeyle eklenen bir maddeyle, ilaçtan alınan katkı payında değişiklik yapıldı. Buna göre yasada yüzde 10-20 arasında uygulanan oran, yüzde 1-20′ye çekildi. Halen yüzde 10 olarak uygulanan alt sınır yüzde 1′e çekilerek, esneklik sağlandı.

BİYOMETRİK KİMLİK DOĞRULAMASI

Bir başka önergeyle de kişilerin sağlık hizmetine gitmediği halde gitmiş gibi gösterilerek SGK tarafından yapılan usulsüz ve yersiz ödemelerin önlenmesi amacıyla ”biyometrik yöntemlerle kimlik doğrulaması” yapılmasına imkan tanınıyor.

İŞVERENE CEZA İNDİRİMİ

İşten çıkardıkları personeli, 10 gün içinde ”sigortalı işten ayrılış bildirgesi” ile bildirmeyen işverenlere her bir sigortalı için uygulanan ”asgari ücret tutarındaki” ceza, ”asgari ücretin onda 1′i tutarına” düşürülüyor. Bu ceza, işverenlerin tutmakla yükümlü olduğu defter ve belgeleri ibraz etmemesi halinde verilecek ceza tutarını geçmeyecek.

SGK’ya aktarılmaları daha önceki düzenlemelerde yer alan banka personel sandıklarının 2 yıl olan devir süresi, 4 yıla çıkarılıyor.

Tasarı, intibakla ilgili düzenlemenin 2013 yılı Ocak ayı ödeme döneminde, diğer düzenlemelerin ise yasanın yayımı tarihinde yürürlüğe girmesini öngörüyor.

Oda Tv Davasında Flaş Tahliye

Çarşamba, Şubat 22, 2012 20:08
Sohbet Odaları Yazı kategorisi Genel

Özel yetkili İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi, Odatv davasının tutuklu sanığı gazeteci Doğan Yurdakul’un tahliyesine karar verdi.

Odatv davasının tutuklu sanığı gazeteci Doğan Yurdakul uzun yıllardır, hipertansiyon, kalp, böbrek yetmezliği sorunlarıyla boğuşuyordu. Bu hastalıklara cezaevinde gizli şeker ve sağ böbreğinde kist de eklenmişti. Bir yıla yakın süredir tutuklu bulunan Odatv davası sanığı gazeteci Doğan Yurdakul’un sağ böbreğinde 3 santimetre boyutunda kist çıktı.

Odatv davasının tutuklu sanığı gazeteci yazar Doğan Yurdakul’un avukatları, sanığın sağlık sorunlarını gerekçe göstererek İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nden tahliyesini talep etmişti. Doğan Yurdakul’un 66 yaşında olduğunu belirten avukatları, müvekkillerinin ölüm veya felç gibi telafisi mümkün olmayan sonuçlarla karşı karşıya kalabileceğine dikkat çekmişti. Yurdakul’un avukatları, müvekkillerinin birbiriyle bağlantılı rahatsızlığı bulunduğunu, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi gibi tam teşekküllü bir hastanede tedavi görmesi gerektiğini belirtmişti.

KILIÇDAROĞLU’NDAN MESAJ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yurdakul’un tahliye kararını twitter hesabından değerlendirdi.

Kılıçdaroğlu, “Sağlık gerekçesi ile de olsa Doğan Yurdakul’un tahliyesinden büyük mutluluk duydum. Aynı duyarlılık diğer mahkûmlar için de gösterilmeli” dedi.