Kafkasya’da yaşanan sorunlarda en büyük paya sahip olan Ermenistan’ın içinde bulunduğu durum diğer ülkelere göre farklıdır. Bağımsızlık sonrası üzerinde “tarihî hakkı” olduğunu iddia ettiği Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ ve yine Azerbaycan’ın yedi rayonunu işgal etmesi, ilk aşamada komşusu ile doğacak olan ilişkilerini bitirmiştir.

Bunun sonucunda hem Azerbaycan hem de Türkiye tarafından ticarî ambargoya tabi tutulan Ermenistan’ın yine Türkiye’ye yönelik iddialarından dolayı diplomatik ilişkilerde yalnız kaldığını görüyoruz. Coğrafi konumundan dolayı komşu devletlere hayatî bağımlılığı bulunan Ermenistan’ın dünyaya açılma kapısı Gürcistan ve İran olmuştur. Ancak bu iki devletin de büyük devletlerle olan ilişkilerinde yaşadığı pürüzler Ermenistan için eksi yönde etki oluşturmaktadır.

Gerek bu çıkış noktası devletlerin Rusya ve ABD tarafından izolasyona tabi tutulması, gerekse Batı ile Orta Asya arasında gerçekleştirilen ticaret ve enerji projelerinin Ermenistan’ın göz önünde bulundurulmadan gerçekleştirilmesi ülkenin iktisadi yönden zayıflığını artırmaktadır.

Bölgedeki siyasi ve ekonomik sorunlarını dışarıda ülke lehine faaliyet gösteren diasporanın çalışmalarıyla aşacağını düşünen Ermenistan, durumun sandığı kadar kolay olmadığının farkına varmış ve arasının açık olduğu Türkiye’yle yakınlaşma çabaları içerisine girmiştir. Ancak sözde soykırım tasarısında da gördüğümüz üzere, Ermenistan sahip olacağı hiçbir fırsatı kaçırmamaya çalışmakta ve reel politika dışındaki seçenekleri kullanmaya devam etmektedir.

Buna ek olarak bölgedeki varlığını daha da sağlamlaştırmak için komşularıyla zıtlaşmaktan geri kalmamaktadır. Örneğin Gürcistan’da yer alan Cavaheti bölgesi Ermeniler için vazgeçilmez bir öneme sahiptir.